Share

Binaları, iklim değişikliği ile mücadele aracına çevirecek bir teknoloji

İnşaat sektöründe kullanılan malzemelerin neden olduğu karbon salımını azaltmak için belli çalışmalar yapılıyor. İnşaat faaliyetleri, karbon salımının önemli bir kısmını oluşturduğu düşünülürse, bu, iklim değişikliği açısından hayli önemli bir konu. 

Uluslararası bir mimarlık firması, Dünya Yeşil Binalar Konseyi’nin net-sıfır hedeflerini de aşarak saldığı karbondan daha çoğunu emen bina prototipleri oluşturmayı gündemine aldı. Skidmore, Owings & Merrill’deki tasarımcılar, Urban Sequoia adını verdikleri bu planda “doğrudan hava yakalama” teknolojilerini kullanarak havadaki karbonu çekmeyi ve biyoyakıt oluşturmayı düşünüyor. Planlanan binalar, dikey bahçe görünümündeki gökdelenlerden oluşuyorsa da düşük ve orta yükseklikteki binalar gibi farklı ölçekler için de mümkün. Hatta, firmanın tasarım direktörü Yasemin Koloğlu’na göre yüksek katlı binalar, böyle bir değişimin gerçekleştirilmesi açısından en zorlu ölçek.

SOM’un Urban Sequoia planının tek yeniliği, kentin siluetini yeşile boyamak değil. Binanın doğal işleyişi için iklim değişikliğini hafifleten teknolojiler üzerine de düşünülüyor. Genelde, bina girişlerindeki diferansiyel basınç ve asansör boşluklarında uğultu yaratmasından dolayı, mimarlar baca etkisini azaltmanın yollarını ararlar. Ama bu kurulumda, yapı tasarımcıları gökdelenlerdeki baca etkisini yakıt üretmek için dolaylı yoldan kullanabilecekler.

Net-negatif salım fikirleri kulağa gerçek dışı gelebilir. Firma yetkilileri, pazar içerisinde güneş panellerinin yeri arttıkça, üretimin de bu yöne eğildiğini ve dolayısıyla fiyatların düştüğünün altını çiziyor. Urban Sequoia kapsamında yer alan doğrudan hava yakalama, biyoyakıt sistemleri ve net-negatif yapı malzemelerinin gelişimi gibi teknolojik gelişmelerin de aynı yoldan geçebileceğine inanılıyor. 

Kaynak: CityLab