You are here

Bir Hafızanın Peşinde Kadıköy kitabı yayımlandı

Bir Hafızanın Peşinde Kadıköy derleme kitap çalışması Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları etiketiyle yayımlandı. Editörlüğünü Aras Aladağ ve Özge Güneş’in yaptığı çalışma, on bir makaleden oluşuyor ve her makale Kadıköy’ün farklı bir dönemine, olayına veya mekânına ışık tutuyor. Kitapta editörlerin dışında Gökçe Uygun, İrem Yıldırım, Kudret Çobanlı, Murat Beşer, Pınar Erkan, Serkan Taşkent, Sibel Akyıldız, Ulus Atayurt ve Zafer Aydın birer makaleyle yer alıyor.

Kadıköy Akademi’nin hazırladığı kitap, Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları bünyesinde yayımlanan Akademi Serisi’nin ikinci kitabı. Daha önce Akademi Serisi’nden Haydarpaşa Kitabı yayımlanmıştı.

Kadıköy Akademi’nin kitapta yer alan sunumunda kitabın çerçevesi ise şu şekilde özetleniyor:

“Kadıköy, günümüzde büyük ölçüde tüketim ve eğlence merkezleriyle anılsa da bu popüler algının ötesinde çok daha çeşitli bir tarihsel, kültürel ve siyasal mirası barındırır. İstanbul’un bu köklü semti, sanatın, kültürün ve siyasetin merkezlerinden biri olarak, pek çok toplumsal mücadeleye ve yaratıcı girişime ev sahipliği yapmıştır. Ancak Kadıköy’ün bu zengin geçmişi, hızla artan ticari yapılaşma, kentsel dönüşüm ve kültürel yüzeyselleşme nedeniyle büyük ölçüde unutulmuş ya da göz ardı edilmiştir. Elinizdeki kitap, Kadıköy’ün bilinen anlatısının ötesine geçerek, bu semtin derinliklerinde yatan, toplumsal hafızayı şekillendiren olayları, mekânları ve mücadeleleri gün yüzüne çıkarmayı amaçlıyor. Tüketim eksenindeki Kadıköy anlatısının ötesinde, bu semtin geçmişine dair daha bütünlüklü ve çok katmanlı bir perspektif sunarak, başka bir Kadıköy hikâyesi olduğunu hatırlatıyor. Kitap, bunu esasta birbiriyle iç içe üç bağlamla yapıyor: Çözülen ve yeniden kurulan sosyal ilişki ve ağların yansıması olarak; ülkedeki siyasal güç dengelerinin çatışmalı rekabetinin şekillendirdiği politik ortamın bir uzantısı olarak ve iktidarların mekân politikalarının neden olduğu dönüşümlerle yaşanan bir hafıza yitimi olarak. Kenti ve bu kitap bağlamında Kadıköy’ü; birbiriyle iç içe geçmiş bu bağlamların, yani toplumsal, siyasal ve mekânsal katmanların inceleme alanı olarak düşünen bu kitapta yer alan makaleler, bunu “hafıza” kavramına odaklanarak yapmaya çalışıyor. Unutturulanı hatırlatmak, dersler çıkarmak ve yaşatmak için…”

Yine kitapta editörlerin hazırladığı sunuş yazısında yazarların makaleleri şu şekilde tanıtılıyor:

Pınar Erkan, Kadıköy’ün Çayır ve Bahçelerinde Sosyal Yaşamdan Kesitler adlı makalesinde, Kadıköy’ün ilk yerleşimlerinden başlayarak ve esasta 19. yüzyıla odaklanarak Kadıköy’ün sosyal yaşamından kesitler sunuyor. Konaklar, köşkler, kulüpler, gazinolar, çaybahçeleri, tiyatrolar ve sinemalar gibi sosyal hayatın şekillendiği alanlara odaklanan makale, diğer taraftan da İngiliz, Alman, Fransız, Ermeni, Rum ve Yahudi topluluklarının Kadıköy’ün çok kültürlü hayatına etkilerini gösteriyor. Moda’nın, Yoğurtçu’nun, Mühürdar’ın, Halitağa’nın, Yeldeğirmeni’nin şekillenmesinde etkili olan aileleri, bürokratları, sosyalleşme biçimlerini ve olayları inceleyen makale, 19. yüzyılda sayfiye özelliğindeki bölgenin günümüze kadar geçirdiği evrimi ana hatlarıyla aktarıyor.

Kadıköy’ün Nâzım Hikmet’i: “Dünyanın En Güzel Günbatımı Mühürdar’dan Seyredilir” adlı makalesinde Aras Aladağ, Nâzım Hikmet’in hapishane ve sürgün yılları dışında, yurtta ve özgür olduğu dönemlerde bulunduğu Kadıköy yıllarına odaklanıyor. Nâzım’ın edebi ve politik kişiliğinin oluştuğu yoğun yaşanmışlıkları, arkaplanındaki Kadıköy’le birlikte ele alan makale, Nâzım’ın çeşitli şiirlerinde yer alan Kadıköy temasını da dönemin toplumsal ve siyasal ortamı hakkında fikir verecek şekilde okura aktarıyor. Nâzım’ın Orhan Selim takma adıyla Kadıköy’deki gündelik yaşam sorunlarını eleştiren fıkralar yazmasından, uzun tutukluluğu sonrasında annesinin Cevizlik’teki evinde şiirsel üretimine ve arkadaşı İbrahim Balaban’ın eserleriyle “Balabanizm” akımını Kadıköy’de yaratmasından, Mühürdar’da son kez günbatımını izleyerek yurtdışına kaçışına kadar bir dizi olayı doğrudan tanıklarının aktarımıyla ele alan makale, Nâzım’ın Kadıköy yılları hakkında bütünsel bir tablo çiziyor.

İrem Yıldırım’ın Kadıköy’de 6-7 Eylül Pogromu’nun İzini Sürmek başlıklı yazısı, pogromun Kadıköy’deki seyrini sözlü tarih verilerine dayanarak inceliyor. Yıldırım, literatürdeki boşluğu Kadıköy’ün özgün sosyal dokusu üzerinden tamamlamaya yönelirken, resmi tarihin dışındaki deneyimlere odaklanıyor. Böylece semtin gayrimüslim sakinlerinin tanıklıkları aracılığıyla şiddetin gündelik hayata, hafızaya ve kuşaklar arası aktarımlara nasıl yansıdığını görünür kılıyor. Görüşmeler, 6-7 Eylül’ün Kadıköy’deki etkilerini hem semt içi dayanışma hem de kırılma dinamikleri üzerinden açığa çıkarıyor. Yıldırım, 1964 sürgününün bu süreci nasıl tamamladığını ve demografik dönüşümü hızlandırdığını da ele alıyor; homojenleştirme politikalarının Kadıköy’ün çokkültürlü yapısını nasıl aşındırdığına dikkat çekiyor. Sonuçta çalışma, semtin toplumsal hafızasında silinmiş izleri ortaya çıkararak 6-7 Eylül’ün yerel tarih içindeki anlamını tartışıyor.

15-16 Haziran 1970: Kadıköy Sokaklarında İşçiler adlı makalede Zafer Aydın, Cumhuriyet tarihindeki en kitlesel işçi eylemlerinden birini ele alıyor. Direniş sendika seçme özgürlüğünü kısıtlamayı hedefleyen yasal düzenlemelere karşıydı. Kocaeli ve İstanbul’u kapsayan bölgesel bir grev niteliği taşıyan eylemlerin Anadolu Yakası’ndaki odağı Kadıköy olmuş, 16 Haziran günü Fenerbahçe Stadı’nın önünde ve çevresinde gerçekleşen çatışmalarda üç işçi ve bir polis hayatını kaybetmişti. Bu olaylar Kadıköy’ü, 15-16 Haziran direnişinin en acı verici anlarının yaşandığı yer olarak tarihe geçirdi. Makale, Kadıköy’ün bu tarihi direnişteki özel yerini inceleyerek, 15-16 Haziran’ın toplumsal hafızada bıraktığı izleri, tanıkların aktarımlarıyla ortaya koyuyor.

Murat Beşer, Kadıköy Underground başlıklı yazısı, Kadıköy’ün yeraltı müzik kültürünün çok katmanlı tarihini geniş bir zaman ekseninde ele alıyor. Beşer, Kadıköy’ün 1950’lerden itibaren değişen sosyal dokusunu müzik mekanları, plakçılar, pasajlar ve kuşaklar arası ilişkiler üzerinden okuyor. Minimo’dan Köhne’ye, Laterna’dan Akmar Pasajı’na uzanan mekansal hafıza, semtin altkültürel üretimlerinin sürekliliğini görünürleştiriyor. Beşer, 80’ler sonrasının rock ve metal sahnesini, 90’ların Akmar kuşağını ve 2000’lerde yükselen rap kültürünü aynı çizgide ilişkilendirerek Kadıköy’ü bir tür yeraltı ekosistemi olarak konumlandırıyor. Çalışma, sahne aktörlerinin, dükkân sahiplerinin ve müzisyenlerin deneyimlerini ayrıntılı biçimde aktarırken semtin kültürel dönüşümündeki kırılma anlarına dikkat çekiyor. Plak dükkanlarının çoğalması, bağımsız yapımcıların rolü ve yeni toplumsal dinamiklerle birlikte Kadıköy’ün hala alternatif kültür için bir çekim merkezi olduğunu vurgulayan bütünlüklü bir değerlendirme sunuyor.

Ulus Atayurt, Aron Angel’i̇n Di̇reni̇şi̇nden Gezi’ye Kadıköy: Bazen İki Şey Bir Araya Gelir ve Dünya Değişir başlıklı yazısında Kadıköy’ün kültürel ve sosyal dokusunu, direnişlerin ve kentsel dönüşümün etkileri bakımından edebi bir yolculukla ele alıyor. Salah Birsel’in adımlarını takip ederek başladığımız bu yolculuk Aron Angel ile Gezi Parkı’na; Kemal Tahir’in Halk Plajı’na, Sevim Burak’ın Ford Mach 1’ine uzanıyor. Kadıköy’ün direniş birikimlerinin simge mekanlarının bir haritasını çıkarıyor. Bunu yaparken Kadıköy’ün sosyal ve kültürel yapısının nasıl biçimlendiğini irdeliyor. Kadıköy’ün bu bağlamda tarihsel yerini değerlendirirken, kentsel dönüşümün ve direnişlerin etkilerine dair bir bakış sunuyor.

“Kadıköy’ün Direnişten Dönüşüme Yolculuğu” başlıklı makalede Özge Güneş, 2000’li yıllardaki neo-liberal birikim süreçleri ve bunlara eşlik eden antidemokratik yönetim anlayışlarının kentsel ölçekte yol açtığı sosyo-mekânsal tahribatlar ışığında, yeni bir muhalefet dalgasının doğuşunu ele alıyor. Kadıköy’ün, bu süreçte toplumsal muhalefetin örgütlenmesi ve taleplerin yayılmasında kolaylaştırıcı bir rol oynadığı vurgulanıyor. Makale, Kadıköy’ün Gezi öncesi ve sonrası dönemdeki muhalif karakterine odaklanarak, İstanbul genelinde ve özellikle Beyoğlu’nda yaşanan dönüşümlerle ilişkilendirerek, 2013 Haziran’ından günümüze kadar süren süreçleri ve Kadıköy’de ortaya çıkan alternatif muhalefet biçimlerinin izini sürüyor.

“Kimsenin Arkasını Dönemeyeceği Bir Şey Oldu”: Kadın Mücadelesinin Hafızasında Kadıköy başlıklı makalede Kudret Çobanlı, 2010’u yıllarda Kadıköy’de kadın ve LGBTİ+ hareketlerinin nasıl şekillendiğini; bu hareketlerin gündelik yaşam, toplumsal muhalefet ve özgürlük mücadeleleriyle nasıl iç içe geçtiğini tartışıyor. Giderek artan otoriterleşme ve muhafazakâr politikaların baskısına rağmen, kitlesellik de kazanan çeşitli protesto ve eylemlerle seslerini duyurmayı nasıl başardıklarını aktarıyor. Dahası Çobanlı, Kadıköy’ün bu anlamda bir buluşma noktası olmakla kalmayıp bir direniş ve özgürlük alanına dönüştürüldüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de cinsiyet eşitliği mücadelesinin son on yıldaki gelişimine Kadıköy’de gelişen bu hareketler aracılığıyla ışık tutuyor.

Strateji-Taktik Döngüsünde Bir Araştırma Alanı Olarak Validebağ Korusu adlı makalede, Sibel Akyıldız, 1980’lerden bu yana imar girişimlerinin hedefi haline gelen Validebağ Korusu üzerinden, kent mekânının siyasal mücadele alanı olarak nasıl şekillendiğini inceliyor. 2014 yılında koruda planlanan cami inşaatına karşı çıkılarak başlatılan “Validebağ Direnişi”nin, korunun ve kent mekânının nasıl bir siyasal tahayyülün odağında yer aldığını ele alıyor. Akyıldız, bu direnişe katılan bireylerin mücadele taktiklerini ve bu taktiklerin gündelik yaşama nasıl entegre edildiğini değerlendiriyor. Validebağ Korusu’nun, siyasalın stratejileri ve sıradan bireylerin taktiklerinin çarpıştığı bir araştırma alanı olduğunu vurgulayarak, kentsel mücadelenin daha geniş sosyal ve politik bağlamlar içindeki önemini tartışıyor.

Gökçe Uygun, Körler Ülkesi’nin Daimi Işığı: Hasanpaşa Gazhanesi adlı makalesinde, İstanbul’un önemli bir endüstri mirası olan Hasanpaşa Gazhanesi’nin köklü tarihini ve kültürel bir yaşam alanına, yani Müze Gazhane’ye dönüşüm sürecini kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Makale, Gazhane’nin Osmanlı dönemindeki ilk aydınlatma işlevinden başlayarak, zamanla atıl kalışını ve ardından gelen kurtarma mücadelesini ayrıntılarıyla anlatırken, özellikle bir gazetecinin kişisel tanıklığı üzerinden Gazhane’nin korunması için yürütülen mücadeleyi, mahallelinin ve gönüllülerin rolünü vurguluyor. Ayrıca, uzun ve tartışmalı restorasyon aşamalarını ve yapının bir kamu mekânı olarak yeniden işlevlendirilmesine dair akademik çalışmaları da içererek, bu yapının hem kentsel hem de toplumsal hafızadaki yerine odaklanıyor.

Serkan Taşkent, Türkiye’nin “Kültür Savaşı”na Kadıköy’den Bakmak başlıklı yazısında, “kültür savaşı” olgusunu tarihsel bir perspektifle analiz ederek, bu çatışmanın ulusal kimlik inşasından kent mekânlarına kadar uzanan çok katmanlı dönüşümünü Kadıköy bağlamında inceliyor. Makale, kültür kavramının ulus-devlet inşasındaki rolünün çok partili hayata geçişle birlikte nasıl dönüştüğünü ve 1990’lardan günümüze kadar bu alanda süregitmekte olan mücadelenin laik-İslamcı eksenine nasıl oturduğunu inceliyor. İktidar söyleminin Kadıköy’ü “yerli ve milli” tahayyülün dışında, “ayrıcalıklı” bir karşı-mekân olarak konumlandırması, siyasal kutuplaşmanın mekânsal bir ifadesi olarak yorumlanıyor ve siyasi kutuplaşmanın, mutenalaşma ve ticarileşme süreçlerini nasıl tetiklediğini gösteriyor.

Kitap, internet satış platformlarından ve CKM’deki Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları Kitabevi’nden temin edilebilir.

Künye:

Kitap Adı: Bir Hafızanın Peşinde Kadıköy

Editörler: Aras Aladağ, Özge Güneş

Yazarlar: Aras Aladağ, Gökçe Uygun, İrem Yıldırım, Kudret Çobanlı, Murat Beşer, Özge Güneş, Pınar Erkan, Serkan Taşkent, Sibel Akyıldız, Ulus Atayurt, Zafer Aydın.

Yayınevi: Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları

Basım Tarihi: Şubat 2026

Sayfa Sayısı: 294

Kitap Boyutları: 15 x 21,5 cm

ISBN No: 978-625-99806-9-0

Top