Açık Akademi Seminerleri

Açık Akademi, Kadıköy Belediyesi Akademi’nin çeşitli olguları farklı disiplinler altında tartıştığı ve dönemsel olarak farklı üst başlıklar altında içerikler oluşturduğu, belediye deneyimleriyle akademik bilginin buluştuğu bir seminer programıdır. Programın mantığı öğreten-öğrenen ilişkisi şeklinde kurgulanmayıp karşılıklı deneyim ve bilgi aktarımının yaşandığı bir formatta tasarlanmıştır.

Bugüne kadarki Açık Akademi programları şu başlık ve tarihlerde yapılmıştır:

  • İlk programımız  İstanbul Nereye? başlığıyla  15 Mart – 6 Mayıs 2017 tarihleri arasında,
  • İkincisi İstanbul Yeniden başlığıyla 17 Ekim – 23 Kasım 2017 tarihleri arasında,
  • Üçüncüsü ise Yereli Yönetmek başlığıyla 27 Mart – 3 Mayıs 2018 tarihleri arasında yapılmıştır.

2018 Güz Programı’nın detayları ise aşağıdaki gibidir:

 

Açık Akademi Kent Seminerleri: Geleceğin Kentleri

(30 Ekim – 22 Kasım 2018)

Geleceğin kentleri neye benzeyecek? Bugün gündemimizde olmayan hangi konuları/sorunları ve elbette çözüm yollarını, yarın konuşuyor olacağız? Akıllı kentler ne kadar “akıllı”? Dijital devrimin hızını yakalayabilecek miyiz? Elimizdeki politika enstrümanlarının vadesi ne zaman doluyor? Artan kentsel nüfusun ihtiyaç duyduğu enerjiyi ve gıdayı dünyamız nasıl üretecek ve daha önemlisi bunların paylaşımı ne kadar adil olacak? Kentsel nüfus hızla yaşlanırken, kentsel mekan ve kurumsal kapasite/perspektif buna ne kadar hazır?

Açık Akademi’nin 2018 güz programında bu ve benzeri soruların peşine düşeceğiz. Çünkü gelecek hakkında daha hızlı harekete geçmeliyiz. Dünyamız ve yaşadığımız kent hiçbir zaman durağan olmadı ama günümüzde değişimin hızı bizim düşünme ve eyleme hızımızın ötesine geçmiş durumda. O yüzden bu tartışmalar, bugün için erken, yarın için geç kalınmış konular olabilir. Biz, bu tartışmalara katılarak, yerel yönetimlerin söz konusu süreçlere hazırlığı anlamında mütevazı bir katkı yapmak ve yerel yönetimleri geleceğin gündemlerine adapte olmada daha hazırlıklı kılmak, dahası; sorunlarının-süreçlerinin çoğu zaman kişisel alana indirgenerek ya da başı-sonu belli, kaçınılmaz süreçler olarak tarif edilerek depolitize edildiği bir alanı, politik bağlamlarıyla birlikte tartışmak ve farklı seçeneklerimiz olduğunu göstermek istiyoruz.

Yukarıda saydığımız konu başlıklarını siyasetten arındıran yaklaşım, süreçlerin öngörülen haliyle işlemeye devam edeceği kabulüne dayanıyor. Üstelik bu işleyişin üreteceği sorunların en aza indirgenmesi hedefine odaklanmak, bizi alternatif modelleri düşünmekten alıkoyuyor ve yeni politik çıkışların önünü tıkıyor. Kısacası, siyaseti siyasetsizleştiriyor… Biz ise bu seminer dönemimizde ve kapanış etkinliğimizde bu konuları tartışırken, önümüze sunulan tartışma çerçevesini zorlayarak, onu esneterek ve kimi zamanlar onun dışına çıkarak konuşmayı deneyeceğiz ki gelecek hakkında farklı olasılıkların da hayata geçirilebileceğini hatırlatmış olalım…

 

Program:

30 Ekim Salı 19:00-21:00

Akıllı Kentleşme: Yeni Bir Kent Ütopyası mı?

Prof. Dr. Murat Güvenç (Kadir Has Üniversitesi)

“Geleceğin kentleri hakkındaki tartışma yöntem açısından güvenilir ve geçerli bir temel üzerinde sürdürülebilir mi?Bu alandaki tahminlerde hangi göstergeler kararlı ve güvenilir, hangileri uçucu ve olumsal (arızi) nitelik taşır? Kentlerin geleceği ne ölçüde yapısal kısıtlayıcılar ve küresel eğilimler ne ölçüde yerel failler ve olumsallıklar üzerinden belirlenir?  Kentin geleceğine ve Geleceğin Kentlerine ilişkin değerlendirme ve tartışmanın niteliği ve sonuçları bu tür temel soruların yanıtları üzerinden şekillenir.  Diğer bir deyişle, kentin geleceğini düşünmek, kentlerin nasıl tahayyül edildiği ile ilişkilidir. İki bölümden oluşan sunuşun ilk bölümünde yukarıdaki sorular kent ve planlama tarihinden örneklerle irdeleniyor. Kenti kavramsallaştırma konusunda ayırtedici ve bağdaşmaz çerçeveler sunan Parçalanmış Kentleşme (Splintering Urbanism), Akıllı Kent, (Smart City), Sınırsız Kentleşme, (Extended Urbanism) ve Performatif (Urban Assemblages) yaklaşımlar, ikinci bölümde  karşılaştırılıyor. Bu kavramsal çerçevelerin kentlerinin geleceğini tasarlamadaki potansiyel katkıları ve geçerliliği sonuç bölümünde tartışılıyor.”

1 Kasım Perşembe 19:00-21:00

Geleceğin Kentlerinde Ulaşım, Hareketlilik ve Erişilebilirlik Üzerine Düşünceler

Prof. Dr. Haluk Gerçek

“Kentsel ulaştırmanın nasıl kurgulandığı ve yönetildiği konusu, kuşkusuz, kentlerdeki çevre ve yaşam kalitesini etkileyen en önemli ögelerden birisidir. Yaşadığımız yüzyılda hızlı teknolojik gelişmeler, toplumsal, demografik ve ekonomik yapısal değişimler, artan çevre sorunları ve kaygıları nedeniyle kentsel ulaştırmaya bakış ve yaklaşımlar da değişiyor. Bu seminerde, kent ve ulaşım planlaması, hareketlilik ve erişilebilirlik bağlamında bu değişimin ana çizgileri ortaya konacaktır.”

6 Kasım Salı 19:00-21:00

Dijital Dönüşüm: Tehditler ve Fırsatlar

Doç. Dr. Kemal Kılıç (Sabancı Üniversitesi)

“Dijital Dönüşüm ekosistem,  kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler, bağlantıda olmak, otonom ve veriye dayanan yapay zeka sistemleri, dijital ikizler vb. kavramların gündelik hayatta daha sık kullanılacağı bir dünyayı beraberinde getiriyor. Aynı şekilde fiziksel ve siber sistemler, insan ve makine, üretim ve hizmet gibi birbirlerinden ayrı gibi duran çeşitli kavramların arasındaki sınırlar da Dijital Dönüşüm sürecinde belirsizleşmeye ve yavaş yavaş kaybolmaya başlıyor. Bu konuşmada ilk olarak Dijitalleşmenin arkasında yer alan nesnelerin interneti, yapay zekâ ve veri analitiği, akıllı robotlar, bulut bilişim, üç boyutlu yazıcılar, arttırılmış/sanal gerçeklik, siber güvenlik vb. teknolojilerin bulunduğu nokta, gelecek yönelimleri, iş ve toplumsal hayata yönelik sundukları fırsat ve tehditler üzerinde durulacaktır. Konuşmanın ikinci kısmında ise odak Dönüşüm olacak ve Dijital Dönüşüm sürecinin merkezinde yer alan insanın dönüşümüne dair farklı bilim alanlarından derlenen bulgu ve öneriler paylaşılacaktır.”

8 Kasım Perşembe 19:00-21:00

Geleceğin Kentlerinde Sosyal İçerme ve Katılım: Yenilikçi Modeller Neler Olabilir?

Dr. Itır Akdoğan (TESEV)

“Dünyada ve Türkiye’de kentleşmenin en öncelikli sosyal ve siyasal sorunları sırasıyla sosyal içerme ve katılımdır. Kimseyi geride bırakmadan, ayrımcılık yapılmadan tüm kentlilerin kamu hizmetlerinden yararlanması ve bu hizmetlerin kararlaştırılması ve oluşturulmasına katılımı halen çok kısıtlıdır. Uluslararası kent süreçleri bu kısıtları aşmak için çeşitli politikalar üretmektedir. Yeni bilgi ve iletişim teknolojileri de, eğer siyasi irade o yönde olursa, sosyal içerme ve katılımı kolaylaştırabilir. Dünyada bu çabayla üretilen yenilikçi örnekler bulunmaktadır. Bu konuşmada tüm bu konular kavramsal bir sunumun ardından dünyadan iyi örneklerle desteklenecek ve katılımcıların katkılarıyla Kadıköy için yenilikçi fikirler üzerine tartışılacaktır.”

13 Kasım Salı 19:00-21:00

Kolektif Yaratıcılık Platformları ve Kentsel Dönüşüm Süreçleri Etkileşimi

Dr. Umut Ekmekçi (Sabancı Üniversitesi)

“Yaratıcılık – yenilikçilik, kurumsallaşmış yapılar oluşmadan önce bireylerin, mucitlerin, dehaların istisnai yeteneklerinin çıktısı olarak görülme eğilimindeydi. Sanayileşme sürecinin devamında, yenilikçi çözümler üretme süreçleri de kurumsal yapılarla tarif edilmeye başlandı ve “yaratıcı bireylerin” yerini asli işi yenilikçi çözümler üretmek olan takımlar, Ar-Ge (Araştırma Geliştirme) ve İnovasyon birimleri aldı. Üçüncü faz ise, kurumların hukuki sınırlarıyla ve fiziksel, kültürel, coğrafi duvarlarıyla çevrili yenilikçi potansiyeli “kapalı sistemlerden” “açık inovasyon sistemlerine”  dönüşümüyle yaşandı. Kurumlar kendi sınırları dışındaki yenilik potansiyelini farkedip, yenilikçi fikirlerden, bireylerden, dış paydaşlarından beslenmenin yollarını aramaya başladılar. Kapalı kurumsal sistemlerden açık inovasyon sistemlerine doğru yaşanan bu değişim sürecinin yansımalarından biri de, farklı disiplinlerden, sektörlerden, kültürlerden, kurumlardan gelen bireylerin katılımıyla, etkileşimiyle ve işbirliğiyle oluşan kolektif yaratıcılık platformları oldu. Kimi zaman sosyal kimi zaman da ticari odaklı inovasyon ve girişimcilik hedefleri etrafında bir araya gelen kitleler, beraber öğrenmenin, beraber üretmenin, beraber yaratmanın gücünü ve potansiyelini ispatladılar. Ortak çalışma alanları, kolektif atölyeler, yerel yönetimler inisiyatifiyle oluşturulmuş mekanlar bu değişimin hayata geçtiği platformlara, bu platformların gönüllü üyesi olan bireylere ve bu platformların ortak projelerine, etkinliklere, üretilen yeniliklere ev sahipliği yaptılar. Kolektif yaratıcılık platformları, söz konusu “ev sahiplikleri” sırasında “evin”, “mahallenin”, “kentin” kendisinin de dönüşümünde pay sahibi oldular, aynı zamanda bu süreçten de etkilendiler. Gerçekleşecek olan konuşmanın ilk bölümünde farklı coğrafyalardaki kolektif yaratıcılık platformları üzerine örnekler verilecek, ikinci kısmında ise söz konusu platformların kentsel dönüşüm süreçleriyle etkileşimleri irdelenecektir.”

15 Kasım Perşembe 19:00-21:00

Geleceğin Akıllı Kentlerini Yaratmak

Bülent Ekuklu (Microsoft)

“Seminerde kentlerin daha akıllı ve yaşanabilir yerler olması için teknolojinin ve verinin desteklediği sistemlerin nasıl kullanılabileceğine ilişkin projeler, fikirler ve güncel yaklaşımlar gerçek örneklerle ele alınacaktır.

Seminerin amacı, ‘”Akıllı Kentlerin Dünyası’nda bugünkü şehirlerde yaşanan sorunlar için bir çözüm yolu olarak teknoloji; ekonomik kalkınmada ve sürdürülebilirliğin sağlanmasında daha çevreci çözümler sunmak; eğitim ve sağlık hizmetlerinde daha yüksek imkanlar yaratmak ve yaşam kalitesini artırmak için bir araç olarak kullanılabilir mi?’ sorusunu tartışmaktır.”

20 Kasım Salı 19:00-21:00

İklim Krizi Çağında Nasıl Bir Enerji Yönetimi: Enerji Adaleti Nedir?

Dr. Cem İskender Aydın (Sabancı Üniversitesi)

“İklim değişikliği artık geleceğin değil, şimdinin problemi. Artık iklim değişikliğinin etkileri hakkında konuşurken gelecek zaman kipi yerine şimdiki zaman kipine geçiş yaptık. İklim değişikliğinin ortaya çıkardığı adaletsizlikler de her geçen gün derinleşmekte. İklimin değişmesine en az katkısı olan yoksul halklar, iklim değişikliğinden en çok etkilenecekler arasında. Bu bağlamda iklim değişikliği bir adalet meselesine de dönüşmüş durumda.

Küresel ortalama sıcaklıklar arttıkça, iklim değişikliğinin en önemli nedenlerinden biri olan enerji üretimi ile ilgili tartışmalar da gitgide ısınıyor. Küresel iklim krizine acil, adil ve gerçekçi bir cevap üretmek için kömürden başlayarak mevcut fosil yakıtların toprağın altında bırakılması ve yüzde 100 yenilenebilir ve iklim dostu enerjiye geçiş bir zorunluluk ancak bu başlı başına yeterli değil. Çünkü yalnızca bu tip bir dönüşüm sadece enerji üretiminden kaynaklanan seragazı emisyonlarını azaltacak ve iklimin değişmesini yavaşlatacak. Gezegenin ve üzerinde yaşayan canlıların gerçek ihtiyacı olan ise değişikliğin yavaşlatılmasından çok daha farklı bir dönüşüm.

Neticede eğer şu anda içinde bulunduğumuz daha çok üretim-daha çok tüketim zincirini kıramazsak, bir noktada dünyanın her köşesine yenilenebilir enerji santralleri diksek de yeterli gelmeyecek ve bu durumda başlı başına başka bir adaletsizliğe neden olacak. Şu anda dünyanın birçok köşesinde rüzgâr santrallerine, güneş santrallerine ve jeotermal santrallere karşı yerel mücadeleler sürmekte. Dünyadaki ekolojik paylaşım ihtilaflarını belgeleyen Küresel Çevre Adaleti Atlası’na (EJAtlas) göre Ekim 2018 itibariyle dünyada en az 42 noktada bu türden yerel mücadeleler verilmekte. Türkiye’de de Karaburun’da, Çeşme’de, Urla’da rüzgar santralleri-ne karşı, Aydın’da ise jeotermal santrallere karşı yerel mücadeleler sürmekte.

Bu bağlamda, bu aktarım sırasında enerjinin nasıl ve hangi kaynaktan üretildiği sorusu dışında, kim tarafından ve kimin için üretildiği sorularına da yanıt aranacak.”

22 Kasım Perşembe 19:00-21:00

Geleceğin (Yaşlı) Kentleri: Değişen demografik yapı ile kentlerde çeşitlenen ihtiyaçlara dair güncel tartışmalar

Doç. Dr. Özgür Arun (Akdeniz Üniversitesi)

“Hep gençlik hayaliyle yaşasa da Türkiye nüfusu hızla yaşlanmaktadır. Türkiye, 10-15 yıl gibi kısa bir zaman sonra, günümüzde var olan olanaklar çerçevesinde baş etmekte zorlanacağı düzeylerde yaşlı nüfusa sahip olacaktır. Bu seminerde demografik değişimler ışığında iki soruya yanıt aranmaktır: Demografik dönüşüm, Türkiye için bir armağan olabilir mi? Yaşlanma sürecinde Türkiye’yi bekleyen tehditler (ve olanaklar) nelerdir?

Sorulara yanıt ararken, Türkiye’de toplumsal yaşlanma sürecinde eşitsizlik yaratan önemli faktörlerin kesişimi, iki temel bağlam etrafında tartışılabilir;

(1) Demografi sürdürülebilir kalkınmayı belirler.

(2) Toplumsal yaşlanma bir sorun değildir.

Tüm yaş gruplarında doğum ve ölüm oranlarının düşmesi ve farklılaşan göç süreçleri, Türkiye’nin yaşlanma deneyimini etkilemektedir. Yaşlanmaya ilişkin sosyal politikaların eksikliği gelecek için önemli bazı risk noktalarını ortaya çıkarmaktadır. Kırsal alanda yaşayan yaşlı nüfusun bakıma muhtaçlığı, hiç evlenmemiş ve çocuksuz bireylerin oluşturduğu yeni hane tiplerinin ortaya çıkması, din ve etnisiteye dayalı ayrımcılık, yaşlı nüfus içinde yoksulluk oranının yüksekliği ve yoksul hanelerde kadınların, dulların ve engellilerin sayısının hızla artıyor olması gelecek için potansiyel riskleri oluşturmaktadır.

Aktif yaşlanma politikalarının eksikliği yaşlılara ve yaşlanan nüfusa karşı gösterilen ilgisizliğin ve ayrımcılığın mühim bir göstergesidir. Geleceğin kentlerinde, toplumsal yaşlanmanın bir sorun olmaması için, toplumsal cinsiyet, sınıf ve kültürel unsurlara özen gösterilerek, sosyal adalet ve sosyal yurttaşlık temelinde yaşlanan nüfusa yönelik politikalar üretilmelidir.”

1 Aralık Cumartesi

Kapanış Etkinliği (Etkinlik ayrıntısı önümüzdeki günlerde paylaşılacaktır).

 

Kimler Katılabilir?

Yerel yönetimlerde, demokratik kitle örgütlerinde, kent konseylerinde, siyasi partilerde yukarıdaki konularla ilgili araştırma yapanlar başta olmak üzere; bu konulara ilgi duyan, araştırmacılar/öğrenciler/vatandaşlar seminer programına başvurabilirler.

Seminerlere katılım ücretsizdir.